Advert Advert
Advert Advert
 - 1876 Anayasasına Dönüş mü?
Orhan Şen

- 1876 Anayasasına Dönüş mü?

Bu içerik 396 kez okundu.

 


1876 Anayasasına Dönüş mü? – ORHAN ŞEN

   Malumlarınız olduğu üzere ülkemizde ilk anayasal süreç 1808 ‘de II.Mahmut döneminde Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa tarafından açıklanan Sened-i İttifak ile başlar. Fakat asıl geçiş   Sultan II.Abdülhamit’in tahta geçmesinden sonra  sadrazam Mithat Paşa tarafından hazırlanan ve 12 bölüm 119 maddeden oluşan Kanun-i Esasi ‘nin 23 Aralık 1876 tarihinde kabul edilmesiyle   olmuştur.

   Sultan II.Abdülhamit  1876-77 Türk-Rus savaşını (93 harbi) bahane ederek  ve anayasanın kendisine vermiş olduğu yetkiyi kullanarak anayasayı askıya alıp meclisi  feshetti .Fakat 1908 Ayaklanması sonucu 1876 anayasasını yeniden yürürlüğe koydu ve meclis yeniden açıldı.Anayasada1909 yılında yapılan değişiklilerle 1876 anayasasından meşruti bir parlamenter monarşiye geçildi. Bu anayasa da padişahın meclisi feshedip anayasayı askıya alma yetkisi şartlara bağlanarak sınırlandırıldı.

   I.Dünya savaşından sonra düşmanın Anadolu’yu işgal etmeye başlaması üzerine Ankara’da toplanan Mecliste Teşkilat-ı Esasiye kanununu yani yeni bir anayasa kabul edildi.( 1921) Ancak bu yapılırken daha önce yürürlükte olan Kanun-i Esasi yürürlükten kaldırılmadı. Teşkilat-ı Esasi çok dar kapsamlı , 23 Asıl 1 ek maddeden oluşan  bir anayasadır.

   1921 Anayasası yeni ve modern bir devleti taşıyabilecek bir anayasa olmadığı için Cumhuriyetin ilanından hemen sonra gündeme yeni  bir anayasa yapılması geldi ve uzun çalışmalar sonunda 20 Nisan 1924 tarihinde tarihimize 1924 anayasası olarak geçen anayasa mecliste kabul edildi

   1924 anayasası çalışmaları sırasında mecliste büyük tartışmalara sebebiyet veren madde 25.madede yer alan ‘’Meclis kendiliğinden seçimlerin yenilenmesine karar verebileceği gibi Reis-i Cumhurunda hükümetin mütalaasını aldıktan sonra gerekçesini meclise ve millete bildirmek şartıyla buna karar verebilir’’  maddesi büyük tartışmalara sebep olmuştur. Eğer bu madde kabul edilseydi  Yani Reis-i Cumhur(Cumhurbaşkanı) meclisi gerekçe göstermek şartıyla fesh etme yetkisine sahip olacaktı.

   Ancak,bu madde günlerce tartışıldı. Atatürk’e muhalif milletvekilleri kadar Atatürk’ün yanında yer alan milletvekilleri de bu maddeye şiddetle karşı çıktılar. Daha sonra Adalet Bakanı olacak olan Mahmut Esat (Bozkurt) bir krala bile verilmeyen yetkinin Cumhurbaşkanına verilmesine şiddetle karşı çıkıp ve ‘’hem hakimiyet kayıtsız şartsız millete aittir diyoruz hem de meclis kendi içinden seçtiği Cumhurbaşkanına kabinenin onayını alarak meclisi feshetme yetkisi veriyoruz. Rica ederim, anayasaların tarihinde böyle bir darbe görülmemiştir. Türk milleti hiçbir zaman ve hiçbir surette bu hakkını feda edemez ‘’demiştir.

   Tunceli milletvekili Feridun Fikri (Düşünsel) ise yaptığı konuşmada ;’’Başlangıçta padişahın meclisi feshetme yetkisi vardı fakat daha sonra bu yetki sınırlandırılmıştı. Şimdi 1876 anayasasında padişaha verilen haklara  geri dönülmektedir. Öyleyse daha birkaç gün önce halifeyi neden gönderdik. Meclisin mutlak iradesini göstermek için değil mi? O zaman dünya huzurunda halifeyi neden gönderdiğimizi açıklayamaz duruma düşmez miyiz?’’ demektedir.

 İzmir Milletvekili  Halis Turgut’ta meclis kürsüsünde ‘’Eğer bu meclis  bu milletin meclisiyse ve millette egemense bu egemenliğin üzerine kimse çıkamaz’’ demiştir.

   Şükrü Saraçoğlu’da yaptığı konuşmada bu maddeyi şiddetle eleştirir ve karşı çıkar. Söz konusu maddenin meclisten geçmeyeceği anlaşılınca cumhurbaşkanına meclisi feshetme yetkisi anayasa metninden çıkarılır. Cumhurbaşkanının kanunları veto etme yetkisi de değiştirilerek ‘’bir daha görüşülmek üzere meclise geri gönderilir’’ şekline dönüştürülür. Ayrıca ,Cumhurbaşkanın onayladığı hükümetin meclisten güvenoyu alması şartı da getirilir.

   Yani Gazi Meclis , muhatabı M. Kemal  Atatürk olmasına rağmen kendi görevlerine, hak ve hukukuna sahip çıkmıştır. Peki, bu maddeye karşı çıkan milletvekillerine   daha sonra ne olmuştur? Bu milletvekillerinden Bozkurt ve Saraçoğlu daha sonra bakan olmuşlardır.

   Bütün bunları yazmamın ve hatırlatmamın  sebebi şudur. Geçtiğimiz günlerde meclisten geçen ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra halkoyuna sunulacak olan anayasa değişikliğinde Cumhurbaşkanına  dilediği zaman meclisi feshederek ülkeyi seçime götürme yetkisi verilmektedir . Buna karşılık eğer meclis kendinin feshedip seçime gitmek isterse üye tam sayısının 3/5 inin yani 360 milletvekilinin evet oyu gerekmektedir. Yani bir kişinin iradesi 360 milletvekilinin iradesine eşit  olmaktadır.  

   TBMM’nin  1924’de M. Kemal Atatürk’e bile vermediği bu yetkinin bugün ‘’adı ne olursa olsun’’ bir Cumhurbaşkanına verilmesi korkarım ki ileri tarihlerde demokrasimizin, devlet ve milletimizin başını çok ağartacaktır.

ORHAN ŞEN

senorhan16@gmail.com

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elçibey'in doğum günü geniş edebi-kültürel etkinlikle anıldı
Elçibey'in doğum günü geniş edebi-kültürel etkinlikle anıldı
"Azerbaycan bayrağından Türklük simgesini kimse kaldıra bilmez!"