Advert Advert
Advert Advert
 - TAKIBLERE MARUZ KALMIŞ AZERBAYCAN TÜRKÜ (ALMAS İLDIRIM)
Dr. Ayten AHMEDOVA - Gence Devlet Üniversitesi

- TAKIBLERE MARUZ KALMIŞ AZERBAYCAN TÜRKÜ (ALMAS İLDIRIM)

Bu içerik 490 kez okundu.

 

TAKIBLERE MARUZ KALMIŞ AZERBAYCAN TÜRKÜ (ALMAS İLDIRIM)

Almas Yıldırım Azerbaycan göç şiirinin en ünlü temsilcilerinden biri, kader yazısının dəhşətləri itibariyle belki de birincisidir. Onun lirikası XX yüzyılımızın 20-ci yılında kendi bağımsızlığını kaybetmiş Azerbaycan hakkında, ülkemize Bolşevik-Taşnak saldırısı sonucunda yıkılmış tifaqlar, söndürülmüş ocaklar yeryüzünde parça parça düşürülüp boşa olmuş soydaşlarımızın faciası hakkında yürekleri yakan bir mersiye.

Gerçek adı Yıldırım, soyadı Almaszade olan, fakat sanat aleminde Almas Yıldırım olarak bilinen şair 1907 yılında Bakü'nün Çəmbərəkənd denilen dağlık bölgesinde doğmuştur. O, ilköğretim eğitimini Bakü'de "İttihad" mektebinde almışdır.1927 yılında üniversitenin Doğu fakültesine kabul olmuş, birkaç ay sonra "tüccar oğlu" adı ile damğalanaraq üniversiteden hariç edilmiştir.

 Azerbaycan Proleter Yazarlar Derneği'nin o zamanki nüfuzlu liderlerinden biri Almas Yıldırım gibi genç şairler "hazin mersiyeler" yazmakta itham etmiş, onları "müsavatçıların aşığı", "Türkiye çavuşlarının öğrencisi" adlandırır, bu güçlerden "edebiyyatımızı temizler" diyerek talimat veriyordu.

Almas Yıldırım Dağıstan'a, sonra Türkmenistan'a sürgün edilir. Göz hapsinde gibi yaşadığı Aşkabat yazdığı milli ruhlu şiirler elden ele dolaşır, şair yurtsever aydınların ve açık görüşlü gençlerin sevimlisine çevrilir.Takipler şairi burda da rahat bırakmıyor. O, eşi Ziver eşi ve 3 aylık bebeği Azeri alarak İran'a giden bir deve kervanına katılır. Nihayet, İran'a ulaşıyor. Şair buraya varır varmaz tutuklanıyor ve 25 gün dustaqda kalıyor.Onu göğsüne kadar soğuk suda saklıyor. İşte böylece onulmaz böbrek hastalığına müptela olur. Kendini çok garip ve yalnız hissettiği İran'da kalamayacağını anlayan şair Türk dünyasının tek bağımsız ve özgür ülkesi olan Türkiye'ye gitmeye karar alır. Sanatkar Türkiye'de ilkokulda ders verdi, katibliklə, kargüzarlıqla uğraşıyor.Ömrünün yaklaşık 12 yılını o, yaratıcılığını geliştirmekle beraber çeşitli şehir ve kasabaların belediye dairelerinde çalışıyor. Türkiye periyodik basınında bazı şiirleri yayınlanan Almas Yıldırım'ın ilk eserleri "boğulmayan bir ses" kitabında toplanmıştır. Şair henüz vətənindəykən memleketini bürümüş haksızlıklardan, yabancıların iradesiyle ülkede yaşanan vahşetten, yabancı sazların kırık tellerinden qəribsəməyə başlamıştır.Onun "Arazla derdleşme", "Kafkas dağlarına", "Elveda Bakü", "Esir Azerbaycan" şiirleri bu ruhdadır. Onun "Esir Azerbaycan" şiirinde şu mısraları görüyoruz:

Salam desem, rüzgar alıp götürse,  
Ağrı dağdan Alagöze ötürse,  
Gür sesimi gök Hazar'a getirirse, 
Hazar coşup zincirini kırarsa oy!    
Hüküm ederse, bu sersem yürüyüş dursa, oy!

Almas Yıldırım'ın bu şiirinde Azerbaycan XX esirde başına getirilen tarıxı facialar yansıtılır.

Şairin yaradıcılığı boyu döne döne kaldırdığı Türkçülük, Türk halklarının kaderi meselesi ile ilgili fikir ve duygularını "Siyah destan" şiirinde genelleştirmiş.  Şiirden  alınan temel izlenim şu ki, eski Sovyet imparatorluğunun seri hızda yetiştirdiği  antitürk, antimüsəlman politikasından Azerbaycan, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Başkurt halkları, Kırım, Kazan Tatarları ölçülemez derecede büyük maddi ve manevi mağdurlar. On yıllar boyunca imparatorluğun rehber tuttuğu "Parçala, yönet" ilkesi bu halkları birbirinden ayırmak, birbirine yabancılaştırmak amacı gütmüşdür. Şair dünyada "Halklar hapishanesi" olarak bilinen Sovyetler Birliği'nde ağır ulusal sosyal zulme uğrayan halkların kaderine düşen o kara günleri "Siyah destan" şiirinde ifade etmiştir:

Dört bir yana dağılmış Türk soyları, 
Sönmüş ocak, göçüp gitmiş boyları, 
Dertli-dertli akar bozkır çayları, 
Saxlar içten gizli ümit, güman hey ... 
Koca Türk'ün düştüğü gün yaman hey ...

Bozulmuş Buxarası, Başkəndi, 
Matem tutmuş Semerqendi, Daşkəndi, 
Kendi söyler, döker gözden yaş kendi 
Ne ozan var, ne yazan, ne şaman hey ... 
Koca Türk'ün düştüğü dert yaman hey ...

Kazan, Başqurd batmış, Kırım sürülmüş, 
Menim çekik gözlü yarım süzülmüş, 
Qonum-komşum, bütün varım sürülmüş, 
Bulunurmu Sibirya'da iman hey? 
Koca Türk'ün düştüğü dert yaman hey ...

Türk elleri birbirine yadlanır, 
Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek adlanır, 
Azeri Türk yanar, içten odlanır, 
Ana yurdun içten hali duman hey ... 
Koca Türk'ün düştüğü dert yaman hey ...

Azerbaycan dert içinde doğmuş, 
Sevenleri diyar -diyar kovulmuş, 
Ağla, şair, ağla, yurdun dağılmış, 
Nərdə kopuz, nərdə kırık keman hey? .. 
Nərdə büyük Vatan - nərdə Turan hey! ..

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elçibey'in doğum günü geniş edebi-kültürel etkinlikle anıldı
Elçibey'in doğum günü geniş edebi-kültürel etkinlikle anıldı
"Azerbaycan bayrağından Türklük simgesini kimse kaldıra bilmez!"